Tuncay Özkan, Gürbüz Çapan ve Serdar Saçan'ın ilk ifadeleri...

Özkan, Çapan ve Saçan cezaevinde

Ergenekon soruşturmasının sekizinci dalgasında gözaltına alınan Adil Serdar Saçan, Gürbüz Çapan, Tuncay Özkan, Tanju Güvendiren, Emcet Olcaytu ve Hüseyin Nazlıkul “yasadışı Ergenekon terör örgütü üyesi olmak” ve “örgüt adına faaliyette bulunmak” suçlarından tutuklandı. Gözaltına alınan şüphelilerden Mesut Özcan ise serbest bırakıldı. Son tutuklamalarla Ergenekon davasında tutuklu sayısı 70’e ulaştı. Zanlılar Cuma gecesi getirildikleri adliyede Nöbetçi hakim tarafından sabaha kadar sorgulandı. Nöbetçi hakim, dün sabah 08.00’de 6 şüpheliyi yasadışı Ergenekon örgütü üyesi olmak ve örgüt adına faaliyette bulunmak suçları hakkında kuvvetli suç şüphesinin bulunması nedeniyle tutuklanmasına karar verdiğini açıkladı.

Tutuklanan Özkan, Çapan, Saçan, Olcaytu, Güvendiren ve Nazlıkul 09.00’da adliyeden Metris Cezaevi’ne götürüldü.

Altı kişinin daha sonra başka cezaevlerine nakillerinin yapılacağı öğrenildi. Adliye bahçesinde bekleyen bir grup, Gürbüz Çapan’ın, üzerinde “Yalnız değilsin” yazılı fotoğraflarını taşıyarak “Onurlu Başkan Gürbüz Çapan” ve “Hepimiz birer Gürbüz Çapan’ız” sloganları attı. Adliye bahçesinde bekleyen başka gruplar da çeşitli sloganlar atarak şüphelilere alkışlarla destekte bulundular.

Zanlıların Emniyet, savcılık ve mahkemedeki işlemleri yaklaşık 98 saat sürdü. İşlemleri daha uzun süren Tuncay Özkan ise diğer altı kişinin mahkeme sorgusu bitinceye kadar boş bir duruşma salonunda polis nezaretinde bekledi. Özkan’ın bekleme sırasında dinlendiği, zaman zaman da oturduğu sandalyede uyuduğu öğrenildi.

Tuncay Özkan ve diğer şüphelilere, adliyede bulundukları süre içerisinde avukatları tarafından ekmek arasında köfte ile pet bardak içinde ayran ikram edildiği, yine adliyenin çay ocağından tost ve yine pet bardak içinde çay ikram edildiği belirtildi. Şüphelilerin yemek sırasında herhangi bir metal çatal, bıçak ya da kaşık ile cam bardak kullanmalarına izin verilmedi.

‘Demokrasiyi savundum boynuma tabela astılar’

Gazetecİ Tuncay Özkan, mahkemedeki sorgusunda, terör örgütü suçlamasına isyan etti. Özkan şunları söyledi: Ben gazeteciyim, hayatımın son 25 yılını şu anda vekilim tarafından gösterilen bir çok kitabı da yayına hazırlayarak geçirdim. Kitaplar araştırmacı gazetecilik çalışmama dayalı olduğu için yüzlerce kişiyle görüşme yaptım. Hayatımın hiçbir döneminde terör örgütleriyle hiçbir ilişkim olmadı. Hukuksuzluğu hiçbir zaman desteklemedim. Şimdi böyle bir isnat altındayım.

Aleyhime delil olarak mahkemeye sunulan telefon görüşme tutanakları belli bir döneme ilişkindir. Gazetecilik hayatım boyunca tüm görüşmelerim kaydedilseydi bunlardan yüzlerce binlerce ortaya çıkardı. Özgürce düşüncelerini ifade eden birisiyim. Bunu demokratik bir hak olarak yasalara uygun şekilde dile getiriyorum. Bu şekilde baskı ve dinlemelerle benim gibi özgürce düşünen ve düşündüklerini dile getiren insanlar susturulursa o takdirde Türkiye çölleşir. Ben bu güne kadar çıktığım duruşmalarda sabıkasızım diye övündüm. Gazeteci ve yazarım dedim. Şu anda 50 saattir ayaktayım. Önüme tabela asılarak fotoğraflarım çekildi. Parmak izlerim alındı. Bu güne kadar teröre karşı bir kişi olmama rağmen terör örgütü ile özdeşleştirildim.

‘Aleyhimde tek bir delil yok’

EMEKLİ askeri hakim Tanju Güvendiren dosyadakilerin delil olmadığını öne sürdü: Sadece telefon kayıtlarından söz edilmektedir. Hiçbir demokraside böyle bir delil yöntemi yoktur. İddialar delilden yoksun ve dayanaksızdır. Sıkıyönetim mahkemelerinde ve DGM’lerde hakimlik yaptım. Son olarak siyasete atılarak askeri Yargıtay üyeliğinden emekli oldum. Ticaretle uğraşamaya başladım ve başarılı oldum. Yüksek kazanç sağladım. Hiçbir delile dayanmayan iddialar karşısında kendimi savunmama aczi içindeyim. Adımın bir harfinin bu örgütle anılmasını zül addediyorum.

‘Ergenekon üyesi değil mağduruyum’

GÜRBÜZ Çapan da sorgusunda iddiaları reddetti: 2001 yılında düzmece iddialarla yargılandım. Halen yargılanmam devam etmektedir. Benim o dönemde Ermenistan üzerinden nükleer kaçakçılık yaptığım, belediyede usulsüzlük yaptığım, büyük bir Ermeni asıllı olduğum iddialarında bulunuldu. Ben o tarihte nükleer madde kaçakçılığı iddiasının nereden çıktığını bilmiyordum. İşçi Partisi’nin bilgisayarlarından çıkmış, öyle bir şey varsa ben mağduru olmuşumdur. Böyle bir örgütün içerisine dahil edilmemin sebebi Cumhuriyet gazetesinin ekonomik sıkıntıya girdiği zaman kardeşim ile beraber gazetenin kurduğu bir finans şirketine ortak olduk. İddia edilen örgütün bu gazete çevresinde yapılandığı belirtildiğinden benim de bu örgüt içerisinde olduğum iddia edilmektedir.

Ben kabul etmiyorum.

‘Örgüt yapılanmasını en iyi bilen kişiyim’

Adil Serdar Saçan sorgusunda polis olduğunu hatırlattı: Ben hukukçu olarak meslek icra etmiyorum. Polis müdürüyüm. Organize suçlar ve terör suçlarında çalıştım. Organize Suçlar Şubesi’ni kuran ve 5 yıl yöneten benim. Örgüt yapılanmasını en iyi bilen kişiyim. Ayrıca kamu hukuku ile ilgili doktoram var. Örgütlü suçlarla ilgili kitaplar yazdım. İddia edilen örgüt ile ilgili ilk çalışmayı 2001 yılında DGM’den aldığı izinle başlattım. Ben Veli Küçük ve Sedat Peker yapılanmasında soruşturmayı başlatan emniyet müdürü olarak önemli tanık olabilecekken şüpheli haline getirildim.

Gelirleri de ortaya çıktı

Zanlılar mahkemede mesleklerini ve aylık gelirlerini şöyle açıkladı:

Adil Serdar Saçan: Avukat - Bin 500 YTL

Gürbüz Çapan: Doktor - 21 bin YTL

Tanju Güvendiren: Emekli askeri

savcı
- 40 bin YTL

Hüseyin Nazlıkul: Doktor - 18-25 bin YTL

Tuncay Özkan: Gazeteci - 4 bin YTL

Vatan

DEMOKRASİYİ SAVUNANLAR SUSTURULUYOR ELBET BİRGÜN AKPDE SUSACAK!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır